Background Image
Previous Page  6 / 53 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 6 / 53 Next Page
Page Background

HABERLER

barobirlik

7

“Türkiye bir birim hizmet veya mal

üretirken Avrupa Birliği ortalama-

sından neredeyse iki kat daha fazla

enerji tüketir durumdadır. Bu, Tür-

kiye’nin gelişmemiş bir ülke olduğu-

nun bariz kanıtıdır. Gelişmiş ülkeler

enerji bağımlılığından kurtulabil-

mek için enerji verimliliğini birinci

öncelik haline getirmişken bize ve-

rimlilik kavramı neredeyse teorinin

dışında hayata geçmemiştir. Türki-

ye %72 enerjiye dışarı bağımlıdır ve

bunun en çarpıcı yönlerinden biri de

dışa bağımlılığın belli ülkeler üze-

rinde teksif edilmiş olmasıdır. Şu

halde Türkiye bu bağımlılığını kır-

madığı, enerji kaynaklarını çeşit-

lendirmediği, yenilenebilir enerjiye

geçmediği, enerji verimliliğini sağ-

layamadığı ve kendi ülkesinde ener-

ji üretemediği sürece bağımsız bir

dış politika sahibi olamayacaktır.

Enerjide belli ülkelere bağımlı hale

gelmiş bir ülkenin bağımsız bir dış

politikası olamaz. Bu acı gerçeğin

yanına devlet gibi devleti arar hale

geldiğimiz ve devleti sadece hakkı-

nı talep eden insanların coplanma-

sında ceberut yüzüyle gördüğümüz

bir ortamda vahşi kapitalizm kü-

çük hırslarıyla önüne çıkan bütün

engelleri acımasızca yıkmaktadır.

Fakat biz her ölümde, her trajedide

sistemde temel olarak ne aksıyor

diye bunun peşine düşmek yerine

sorumluları müfettiş seviyesinde

arayıp orada kesmeye ve unutmaya

meyilliyiz. Patronu içeri alıp bir-

kaç müfettişi de sorguya çektik mi

kamuoyunun tepkisi zaten diniyor.

Peki niçin kömür madeni yerine ta-

rımın geliştirilmesi gereken arazi-

leri madenciliğe kimin niçin açtığını

konuşmuyoruz ya da ileri teknoloji

maden çıkartmak yerine acımasız

bir rödovans sistemi ile en ucuzu

teklif eden tırnak içinde yatırım-

cının iş alması anlamına gelen bir

sistemi konuşmuyoruz. Böyle bir

ortamda yatırım yapanın maliyetini

ilk çıkaracağı ve kârını rasyonelize

edeceği yer maalesef insan hayatı

oluyor.

ZEYTİNLİĞİ KORUYAMADIK

AMA SİSTEMİN ÇÖKMÜŞ

OLDUĞUNU TÜM MİLLETİMİZE

GÖSTERMEYİ BAŞARDIK

Önceki gün 8 baro başkanımızla bir-

likte Yırca’daydım. Yırca’daki davayı

açan sevgili meslektaşımız Ankara

Barosu’nun önceki Genel Sekrete-

ri Av. Gökhan Candoğan aramızda.

Gökhan kardeşim sana ve seninle

birlikte mücadeleyi yürüten mes-

lektaşlarıma içten teşekkürlerimi

sunuyorum. Zeytinliği koruyamadık

ama sistemin çökmüş olduğunu tüm

milletimize göstermeyi başardık.

Bu sempozyumda sadece şunu dü-

şünmenizi istiyorum; devlet, bir

ailenin elinden kamulaştırarak alır-

ken zeytinlerin ve arazinin bedelini

ödemekle yetinebilir mi? Bir zeytin

ağacının fide seviyesinden iyi ürün

verir noktaya gelişine kadarki aile-

nin uğrayacağı muazzam gelir kay-

bını kamulaştırma bedeline dâhil

eder mi? Bir fabrikanın kamulaştır-

ması söz konusu olduğunda sadece

makine, arsa ve bina değeri mi ve-

rilmelidir, yoksa fabrikanın içinde

çalışan işçilerin işsiz kalmaları du-

rumunda ödenecek kıdem tazmi-

natından yeni fabrikanın imal edil-

mesine kadar o şirketin uğrayacağı

zararlar da hesaplanır mı? Elbette

hesaplanır. Ağacı kesilen bir ailenin

mahkûm edildiği hayat ya yerin yedi

kat altına acımasız maden şartları-

na indirilmektir veya bir başkasının

tarlasında ırgatlıktır.

Şu halde enerji politikası planlanır-

ken işin sosyal yönü hukuk yönü

kadar önemlidir. Bu noktada sözü

uzatmadan hukuk devletine gelmek

zorundayız. Bu sempozyumun ko-

nusu enerji hukuku değildir. Enerji

ve Hukuk’tur. Enerji hukukunun

maddi konusu olan enerjiyi bilme-

den, enerji üzerine konuşmalar

havada kalır. Bu çerçevede halka

doğru düzgün, hukuka uygun sosyal