Previous Page  44 / 48 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 44 / 48 Next Page
Page Background

barobirlik

44

ANAYASA Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül’e

ilişkin gerekçeli kararı yayınlandı.

Teknik hukuki analizlere girmeden bazı tespitlerimi

paylaşmak istiyorum.

Evvela şu dikkatimi çekti: AnayasaMahkemesi’nin 

“hak

ihlali”

ni tespit eden gerekçeli kararında tam 39 adet

AİHM ve AYM içtihatlarına atıf var. Demek ki, Yüce Mah-

keme, öteden beri başka davalara hangi hukuki ölçüler-

le bakmışsa bu dosyaya da aynı hukuki ölçülerle bak-

mış. Dündar ve Gül lehine ya da aleyhine davranmamış. 

Adalet heykelinin gözü bunun için bağlıdır zaten.

AYM’nin üç sayın üyesi ise Dündar ve Gül’ün tutuk-

lanmasını hukuka uygun buldukları için karara 

“kar-

şı oy”

 yazdılar. Dikkatle okudum fakat bir tanecik

bile AİHM veya AYM içtihadını emsal göstermemişler.

Doktrinden yani birkaç akademisyenden alıntılar yap-

mışlar; 

“Savaş zamanında...”

diye başlayan bir alıntı

çok ilginç...

Fakat soyut ve genel akademik ifadeler somut bir dosya-

da kanıt ve emsal niteliğinde değildir. Kaldı ki, ülkemiz-

de hukuken ilan edilmiş bir 

“savaş hali”

 de yok çok şü-

kür. Bu yüzden hukuken 

“savaş hali”

ne atıf yapılamaz.

İÇ HUKUK YOLLARI

AYM’nin

 “ihlal”

 kararına yapılan en yoğun eleştiriler-

den biri,

 “iç hukuk yollarını tüketmeden”

 Dündar ve

Gül’ün tahliyesine yol açacak 

“ihlal”

 kararını vermesiy-

di... Bunu devlet adamlarımız bile söyledi.

Halbuki, AYM’nin verdiği 

“ihlal”

 kararını doğru bul-

mayarak 

“karşı oy”

 yazan üç üye bile böyle bir itiraz-

da bulunmamış. Nitekim AYM kararında açıkça belir-

tiliyor, hak ihlali varsa iç yargı yolları tüketilmeden

de AYM’ye bireysel başvuru yapılabilir. (Paragraf: 58)

Kaldı ki, tutuklamaya yapılan itirazın sulh ceza hâkimi

tarafından reddedilmesiyle

“tutuklamaya ilişkin iç

yargı yolları tüketilmiş”

, AYM yolu açılmıştı. Dahası,

Adalet Bakanlığı da başka bir davada, hak ihlali varsa, iç

yargı yolları tüketilmeden de AYM’ye başvurulabileceği

yolunda görüş bildirmiş. (Paragraf: 59)

Aynı Adalet Bakanlığı şimdi Anayasa Mahkeme-

si’ni 

“yetkisini aştı”

 diye suçluyor!

Maalesef Adalet Bakanlığı bir süredir böyle siya-

seten hareket ediyor; 

“yapboz kanunları”

 ortada.

AYM’nin yetkisini aşmadığını

 “karşı oy”

 yazmış olan

üç üye de belirtiyor. Nitekim

“kabul edilebilirlik”

 kara-

rını oybirliğiyle almışlar, bir tek üye bile yetkimiz yok

dememiş.

ÖBÜR ELEŞTİRİLER

AYM, yetkisini aşarak

 “esasa dair”

 karar verdi, ağır

ceza mahkemesini işlevsiz bıraktı diye de çok eleştiril-

di. Halbuki kararda sadece tutuklamanın basın hürri-

yetini ihlal edip etmediği yönünden incelendiği açıkça

belirtiliyor. (Paragraf: 22)

AYM kararının belki de en önemli yönü, 

“tutukla-

ma”

 ile 

“hak ihlali”

 arasındaki ilişkiyi, AİHM içtihatla-

rına ve kendisinin önceki içtihatlarına dayanarak esaslı

bir şekilde incelemiş ve karara bağlamış olmasıdır. Hu-

kuken çok teknik bir konudur, ayrıntıya girmiyorum. İs-

teyenler mahkeme kararına bakabilir. (Paragraf: 62-69)

Tutuklamanın

 “gazetecilik faaliyetinden dolayı ol-

madığı”

 çok söylendi değil mi? Halbuki AYM kara-

rında,

 “Dosyada haber kupürlerinden başka delil

yok”

 diye defalarca belirtiliyor. Yani gazetecilik faali-

yeti!...

HUKUK DEVLETİ

Ben o haberi yayınlamazdım, o ayrı konu; yayın çizgi-

siyle ilgili... Ama o haberi yayınlamak basın özgürlüğü-

ne girer.

Hukuk devleti olmadan güçlü Türkiye olunamayacağını

hepimiz anlamalıyız.

Ben hukuk hocası olsaydım AYM’nin çağımızda ifade

özgürlüğünün sınırlarını çok iyi gösteren bu kararını

öğrencilerime ders olarak okuturdum.

Bana hukuk şuurunu kazandıran merhum Hocam Ali

Fuat Başgil’i Fatihalarla anıyorum.

Ey hukuk, iyi ki varsın.

Ey Hukuk!

Taha Akyol

Hürriyet Gazetesi

10.03.2016